papatya ebrusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
papatya ebrusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2014 Pazar

Bir demet ebru çiçekleri...



Âşık, başını verince akıl kalır mı gayrı? Her şey helâk bulur, yalnız onun hakikati kalır. Onun hakikatine karşı var da yok olur, yok da. Yoklukta varlık… Bu, pek acayip bir şey! Bu makamda akıllar elden çıkar, kalem buraya vardı mı kırılır, bir şey yazamaz olur!

Mevlânâ 

20 Ekim 2012 Cumartesi

Papatya ebrusu ve küçük bir hikaye...

 


Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın
gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
— Buraların yabancısıyım demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum çok yakın olduğunu söylediler. 
Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum demiş Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.
Adam çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.Çocuk:
-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? Diye gülümsemiş.Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten. 
 iyi ama demiş adam bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?
— Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk.Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra cebinden bir kâğıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu.
Çocuk ise konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini fark ettiğini.
Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken - Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim demiş görmeyi o kadar çok özledim ki…Sizinkiler sağlam öyle değil mi?Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
— Artık emin değilim demiş. Emin olduğum tek şey benden daha iyi gördüğündür.

4 Temmuz 2010 Pazar

papatya ebrusu

Mevla'nın herşeydeki sırrı sabırdır... Acıya sabredersin adı metanet olur, insanlara sabredersin adı hoşgörü olur, dileğe sabredersin adı dua olur, duygulara sabredersin adı gözyaşı olur, özleme sabredersin adı hasret olur, sevgiye sabredersin adı aşk olur... (Hz. Mevlana)

7 Ağustos 2009 Cuma

9 Temmuz 2009 Perşembe

papatya ebrusu

PAPATYA

Koskoca bir bahçedeDemetler içinde bir papatya.
Aşık olmuş, yanmış, tutuşmuş Ak sakallı bahçıvana... Bir ümit bekliyormuş.
Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla
Saatlerce ilgilenmesini. Buz gibi suyunu Sadece ona döksün istiyormuş...
Sadece ona değsin makası,Sadece ona gülsün dudakları.
Kıskanıyormuş bahçıvanı Kırmızı güllerden, Sarı lalelerden, Mor menekşelerden.
Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş,Bembeyaz yapraklarını...
Bir gün,Aşkı öyle büyümüş ki,Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.
Eğilivermiş boynu.Toprağa bakıyormuş artık.
Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş Ayaklarını görüyormuş.
Bunada sükür diyormus.Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.
Zaman akıp gidiyormuş. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.
Ne var sanki boynumu kaldırsa Bi kerecik daha görsem yüzünü diyormuş.
Yanıp tutuşuyormuş...Ve işte bir gün.. Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.
İncecik bedenini ellerinin arasına almış. Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş
Bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı. Hâlâ göremiyormuş onu,Ama bedeni kurtulmuş. Uzun bir müddet sonra,Bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye. Gelen giden yokmuş... Kahrından ölecekmiş papatya. Ama işte bir sabah,Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış. Derin bir oh çekmiş.
Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş. Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.
Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş. Başka birisiymiş.
Adamın elinde bir de makas varmış. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru
Ne güzel açmışsın sen öyle demiş. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.
Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış... Ama gövden seni taşımıyor demiş.
Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış Ve bir hamlede başını gövdesinden ayırmış.
Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini,O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış. bir de o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş,Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.O, her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.
Belki, ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş,Ama onu aslında hep sevmiş.
Papatya anlamış artık.Sevgi; emek istermiş...Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini,Teşekkür etmiş ona içinden.. Son yaprağı da kuruduğunda,Biliyormuş artık...
Gerçek sevginin, söylemeden, Yaşamadan ve asla kavuşmadan Varolabileceğini...

30 Ocak 2009 Cuma

papatya ebrusu



Klasik tarzda çalışılmış bir ebru
kullanılan boya toprak boya oksit sarı ; sarıya çok az siyah damlatılarak elde edilmiş bir renk.
grup grup atılmış battal üzerine 5'li papatya motififi işlenmiş .

12 Kasım 2008 Çarşamba

28 Mayıs 2008 Çarşamba

papatya ebrusu



Hayalin resmini suya çizmişler Gülün adını Ebru koymuşlar Bu ne sanat Rabbim suya şekil vermişler Sanatın adını Ebru koymuşlar Dantel dantel suyu örmüşler Suya renk renk şekil vermişler (alıntı)

Related Posts with Thumbnails